English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

4 Ocak 2012 Çarşamba

Ayrılık

Elimden gelse öldürürdüm Ayrılığı


Sana ayrılığın ne olduğunu anlatırdım ama kalemin dili yetmez ki ayrılığı 

anlatmaya...

Yazıklar olsun ömrüm kavuşmak umuduyla sona erdi, ama şu ayrılık sona 

ermedi...

Başım eşiğindedir diye övünür, başımı feleklere yüceltirdim, bugün ayrılığın 

önünde eğdim başımı...

Kavuşmak rüzgarıyla nasıl kol kanat açıp uçayım? Gönül kuşum ayrılık yuvasında 

döktü tüylerini...

Şimdi ne çarem var? Sabır sandalım ayrılık yelkenini açtı da gam denizinde bir 

girdaba düştü boğuldu gitti...

Ucu kıyısı olmayan bu ayrılık deryasında, iştiyakının dalgalarıyla ömür gemisinin 

batmasına çok bir zaman kalmadı...

Ah bir elime geçse öldürürdüm ayrılığı...

Ayrılık günü de kararsın, ayrılığın evi barkı da yıkılsın, mahvolsun...

Hayal alayına yoldaşım, sabırla hemdem, ayrılık ateşine düştüm, firkattir 

arkadaşım...

Nasıl olur da canla başla vuslat davasına girişebilirim, bedenim kadere, kazaya 

sataşmış, gönlüm ayrılığa düşmüş...

İştiyak ateşiyle sevgiliden ırak, gönlüm kebap oldu.

Ayrılık sofrasında ciğerimin kanını içip durmaktayım...

Felek, başımı aşk çemberine esir olmuş görünce, boynumu da ayrılık ipiyle 

bağladı..

Hafız eğer bu yol, iştiyak ateşiyle gitseydi, kimse ihtiyarını ayrılık eline vermezdi 

(kimse seçmezdi ayrılığı)...

Hafız-ı Şirazi

Çeviri: Abdülbaki Gölpınarlı

0 yorum:

Yorum Gönder